Ümran Şatana Ünal
24 Ekim’de Wuhan’daki Guishan Televizyon Kulesi’nin önünde küçük bir kukla gösterisini izlemek için çocuklar toplandı. Kuklalar hareket ettikçe kalabalıktan kahkahalar yükseliyordu. Rüzgâr ve Yolcu adlı oyun, gerçek dostluğu arayan bir çocuğun hikâyesini anlatıyordu. Gösteri bittiğinde çocuklar oyuncuların yanına gidip kuklalara dokundu. Wuhan Edebiyat ve Sanat Federasyonu’nun aktardığına göre bu sahnenin alışılmış bir tiyatro salonundan önemli bir farkı vardı. Sahne dekorunun yerini; kulenin gövdesi, ağaçlar ve uzaktaki köprü almıştı. Birkaç saatliğine kurulan bu açık hava sahnesi, tiyatronun kent yaşamındaki yerine ilişkin eski bir soruyu yeniden akla getiriyordu: Bir tiyatro oyunu izlemek için mutlaka tiyatro binasının kapısından mı geçmek gerekir?
Wuhan’da ekim ayında düzenlenen 10. Üniversite Öğrencileri Tiyatro Gösterimleri, bu soruya farklı bir yanıt verdi. Üniversiteli gençlerin hazırladığı 32 kısa yapım, göl kıyılarından alışveriş bölgelerine, Tanhualin’in tarihî sokaklarından meydanlara kadar şehrin farklı noktalarında sahnelendi. Sabit koltuklar, bilet kontrolü ya da önceden planlanmış bir tiyatro akşamı yoktu. Yoldan geçen biri durup ilgisini çeken sahneyi izleyebiliyordu. Seyirciyle kurulan bu beklenmedik karşılaşma, oyuncuların alıştığı sahne düzenini de değiştiriyordu.
Açık havada sahneye çıkmak, genç oyuncular için alışılmışın dışında bir deneyimdi. Sokaktan geçenlerin ayak sesleri, çocukların kahkahaları ve çevredeki günlük koşuşturma oyuna karışıyordu. Oyuncular, mikrofon olmadan seslerini duyurmaya, hareketlerini herkesin görebileceği şekilde sergilemeye çalışıyordu. Kimi izleyici merakla yaklaşıyor, kimi birkaç dakika durup yoluna devam ediyordu. Tiyatro salonunun sessizliği ve kontrollü ışıkları burada yoktu. Onların yerini gün ışığı, şehrin sesleri ve oyuncularla seyirciler arasında kurulan doğrudan ilişki almıştı.
25 Ekim’de gösterilerin bir başka durağı Tanhualin’di. Tarihî mahallenin sokaklarında Pekin Operası’ndan kısa bölümler seslendirildi, üniversite tiyatro toplulukları oyunlarını sahneledi. Oradan geçenler birkaç dakikalığına durup gösterileri izleyebiliyordu. Tiyatro, böylece önceden planlanan bir akşam etkinliği olmaktan çıkıp günlük yaşamın içine karışıyordu. Genç oyuncular açısından da deneyim yalnızca farklı bir mekânda sahneye çıkmakla sınırlı değildi. Kendi üniversitelerinde belki de hiç karşılaşmayacakları farklı yaşlardan ve çevrelerden insanlara ulaşma fırsatı buluyorlardı. Elbette bu kısa karşılaşmaların kalıcı bir tiyatro izleyicisi yaratıp yaratmayacağını söylemek için henüz erken.
Beijing’de eski bir eğlence mahallesinin yeni geceleri
Wuhan’da gençlerin sokağa taşıdığı tiyatro, Beijing’in Tianqiao bölgesinde tarihî bir geçmişle buluşuyor. Başkentin eski eğlence merkezlerinden Tianqiao, bir zamanlar akrobatların, halk sanatçılarının, geleneksel opera oyuncularının ve hikâye anlatıcılarının gösterilerine ev sahipliği yapıyordu. Bugün düzenlenen “Gece Tianqiao” etkinlikleri ise bu geçmişi yalnızca nostaljik bir hatıra olarak yaşatmak yerine günümüzün kültür hayatıyla buluşturmaya çalışıyor.
19 Eylül’de başlayan ve 16 Kasım’a kadar devam edecek program kapsamında profesyonel tiyatroların müzikallerinden ve oyunlarından kısa bölümler meydanlarda ve diğer kamusal alanlarda sergileniyor. Üstelik izleyicinin katılımı gösterilerle de sınırlı değil. Düzenlenen senaryo okumaları ve yaratıcı ekiple buluşmalar, tiyatro severlere oyunların hazırlık sürecini yakından tanıma fırsatı veriyor. Böylece seyirci yalnızca sahnede olup bitenleri izlemekle kalmıyor, bir oyunun nasıl ortaya çıktığına ve arka planına da tanıklık ediyor.
Tianqiao’daki etkinliklerin dikkat çeken bir başka yönü de çevresindeki ekonomik hareketlilik. 19–21 Eylül tarihlerinde kurulan kültür ve alışveriş pazarına 42 binden fazla ziyaret gerçekleşti. El işi ürünlerden yiyeceğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren 120’yi aşkın stant pazarda yer aldı. Bu rakamlar tiyatro gişelerine değil, pazardaki ticari faaliyetlere ait. Yine de kültür etkinliklerinin küçük işletmeler için nasıl yeni fırsatlar yaratabildiğine dair bir fikir veriyor.
Tiyatro bileti olanların restoran ve otellerin de aralarında bulunduğu anlaşmalı işletmelerde indirimlerden yararlanabilmesi, sanatla yerel ekonomiyi buluşturan bir başka uygulama. Amaç, seyircinin gösteri bittiğinde bölgeden hemen ayrılmaması, çevredeki yaşamın da bir parçası olması. Böylece tiyatro, yalnızca sahnede olup bitenlerle değil, çevresindeki şehir hayatıyla da ilişki kuruyor.
Kayalıkların arasında bir açık hava sahnesi
Guilin’de tiyatronun salon dışına çıkışı bu kez farklı bir manzarada karşımıza çıkıyor. Yu Dağı Parkı’ndaki kayalıkların arasında yer alan açık hava tiyatrosu, 28 Ekim akşamı Yan’an’a Üç Bin Li müzikalini ağırladı. Çin’de kullanılan bir uzunluk ölçüsü olan li, yaklaşık 500 metreye karşılık geliyor. Eserin adındaki üç bin li de yaklaşık 1.500 kilometrelik bir mesafeyi ifade ediyor. Müzikal, Sarı Nehir Kantatı’nın bestecisi Xian Xinghai’nin Shanghai’dan Yan’an’a uzanan yolculuğunu ve savaş yıllarında müziğe yüklediği anlamı konu alıyor.
30 Ekim tarihli yerel televizyon haberine göre gösterinin doğal bir ortamda sahnelenmesi, oyuncular ve teknik ekip için alışılmışın dışında koşullar yarattı. Oyunculardan Hu Yawen, açık havada sahneye çıkarken doğayla daha yakın bir ilişki hissettiğini anlattı. Oyuncuların ve yaratıcı ekibin öğrencilerden oluşması da Guilin ile Wuhan arasında ilginç bir ortaklık ortaya koyuyordu. Her iki kentte de genç sanatçılar, alıştıkları sahnelerin dışına çıkarak farklı koşullarda üretim yapmayı deneyimliyordu.
Ancak Guilin’deki gösteriyi Wuhan sokaklarındaki oyunlardan ayıran önemli bir özellik vardı. Burada yoldan geçenlerin rastlantıyla karşılaştığı bir gösteri değil, belirli bir düzen içinde gerçekleştirilen biletli bir müzikal söz konusuydu. Farklı olan, tiyatro salonunun duvarlarının bulunmamasıydı. Wuhan, Beijing ve Guilin’deki deneyimler, tiyatroyu salonların dışına taşımanın tek bir yolu olmadığını da ortaya koyuyor.
Türkiye’de tanıdık bir arayış
Türkiye’de sokak tiyatrosu yeni bir olgu değil. Seyircinin çevresini sardığı açık alanlarda oynanan orta oyunu, oyuncuyla izleyici arasında doğrudan ilişkinin kurulduğu tarihî örneklerden biriydi. Ancak bugün düzenlenen sokak tiyatrosu festivallerini bu geleneğin kesintisiz bir devamı olarak görmek doğru olmaz. Aralarında benzerlikler bulunsa da her biri kendi döneminin koşulları içinde gelişiyor.
Eylül ayında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun Bey Mahallesi’nde düzenlediği Sokak’ta Tiyatro Festivali de günümüzden bir örnek. Festival kapsamında kentin geçmişini anlatan oyunlar tarihî sokaklara taşındı. Gaziantep’te profesyonel bir şehir tiyatrosunun mahallede sahne kurmasıyla Beijing’in Tianqiao bölgesinde profesyonel tiyatro yapımlarından bölümlerin meydanlarda sergilenmesi arasında dikkat çekici bir ortaklık bulunuyor. Her iki örnekte de tiyatro, izleyicinin kendisine gelmesini beklemek yerine onun bulunduğu yere gidiyor.
Ne var ki sokakta izleyiciyle karşılaşmak, onu kalıcı olarak kazanmakla aynı şey değil. Tianqiao’daki senaryo okumaları ve yaratıcı ekiple buluşmalar bu açıdan önemli. Sokakta başlayan merakın daha uzun soluklu bir tiyatro ilgisine dönüşebilmesi için yeni imkânlar sunuyor.
Wuhan’da kuklalara dokunmak için oyuncuların yanına koşan çocuklar yeniden bir oyun izlemek ister mi? Tanhualin’de birkaç dakikalığına durup gösteriye bakan insanlar bir gün tiyatro salonuna gider mi? Bunların yanıtını şimdiden bilmek mümkün değil. Ancak bu üç şehirdeki deneyimler, tiyatronun insanlara ulaşmak için farklı yollar deneyebileceğini gösteriyor. Bir şehrin kültür hayatının zenginliğini yalnızca sahip olduğu tiyatro binaları değil, insanların sanatla karşılaşabilmesi için yarattığı imkânlar da belirliyor.
Bu yazı, Ümran Şatana Ünal imzasıyla 2 Kasım 2026 tarihinde CGTN Türk’te yayımlanmıştır.
Kapak fotoğrafı: Wuhan Edebiyat ve Sanat Federasyonu.