İçeriğe geç
Şehir & Yaşam

Çin’de Güz Ortası Bayramı: Ay çöreğinden Yeşim Tavşan’a üç efsane

Çin’in en köklü geleneklerinden biri olan Güz Ortası Bayramı, ay takviminin sekizinci ayının 15. gününde kutlanıyor. Dolunay gecesine denk gelen bayramda aileler bir araya geliyor, fenerler yakılıyor ve ay çörekleri paylaşılıyor. Dolunay ise aile bütünlüğünün ve yeniden buluşmanın simgesi kabul ediliyor.

Bugünkü kutlamaların geçmişi yüzyıllar öncesine uzanıyor. Ayı izleme ve aya adak sunma geleneklerinin izleri Shang Hanedanı dönemine kadar götürülürken, Tang Hanedanı döneminde saray çevresindeki dolunay törenleriyle kutlamalar daha belirgin bir biçim kazandı. Ay takviminin sekizinci ayının 15. gününün bayram günü olarak yerleşmesi ise Kuzey Song dönemine rastlıyor.

Chang'e, beyaz tavşan, fenerler ve ay çörekleri etrafında zengin, renkli bir sahne.
Görsel: CGTN – Culture

Bayramla özdeşleşen en ünlü anlatılardan biri Chang’e efsanesi. Rivayete göre okçu Hou Yi, gökyüzünde aynı anda beliren on güneşten dokuzunu vurarak yeryüzünü büyük bir felaketten kurtarır. Ödül olarak kendisine ölümsüzlük iksiri verilir. Ancak öğrencisi Pang Meng iksiri ele geçirmeye kalkınca Chang’e iksiri içer ve aya yükselir. Çin kültüründe Chang’e, o günden beri ayla özdeşleşen en bilinen figürlerden biridir.

Bir başka anlatının merkezinde Yeşim Tavşan, yani Yu Tu yer alır. Efsaneye göre tavşan, yaşlı kılığına giren üç ölümsüze yiyecek sunabilmek için kendini feda etmeye hazır olur. Bu davranışından etkilenen ölümsüzler onu aya götürür. Halk anlatılarında Yeşim Tavşan’ın ayda Chang’e için ölümsüzlük iksiri hazırladığı söylenir. Ay tavşanı motifi yalnız Çin’de değil, Doğu ve Güneydoğu Asya’nın farklı kültürlerinde de karşılık bulur.

Ay çöreklerinin bayramdaki yeri de bir başka efsaneyle açıklanır. Anlatıya göre Yuan Hanedanı’nın son yıllarında Zhu Yuanzhang’ın danışmanı Liu Bowen, ayaklanma çağrılarını ay çöreklerinin içine gizleyerek haberleşmeyi önerir. Zhu Yuanzhang daha sonra 1368’de Ming Hanedanı’nı kurar. Ancak ay çöreklerinin isyanın örgütlenmesinde belirleyici rol oynadığına ilişkin bu hikâye çağdaş tarih kayıtlarıyla doğrulanmış değildir ve daha çok halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan bir efsane olarak kabul edilir.