Charlotte Brontë’nin ölümsüz romanı Jane Eyre, Çin’de sahnelenen yeni bir müzikalde alışılmış anlatımının dışına çıkıyor. Ağustos ayında Shanghai’da prömiyer yapan yapım, Jane’in bağımsızlık mücadelesini merkeze alırken hip-hop, çağdaş sahne hareketleri ve beklenmedik karakter yorumlarıyla klasik esere farklı bir soluk getiriyor.
Uyarlamanın en dikkat çekici buluşu, Jane’in zihninde kurulan hayalî mahkeme. Başkarakter bu sahnelerde, sevgi aradığı ya da âşık olduğu için yargılanıyor. Böylece toplumun beklentileriyle kendi kuşkuları arasında sıkışan Jane’in iç dünyası, seyircinin önünde somut bir çatışmaya dönüşüyor.

Müzikalin yönetmeni ve Edward Rochester karakterini canlandıran Jin Shengquan, romanın kendisini en çok etkileyen yönünün Jane’in güçlü kişiliği ve zengin iç dünyası olduğunu söylüyor. Bu nedenle sahne uyarlamasında Jane’in kendi kararlarını verme ve kimliğini bulma yolculuğuna ağırlık verdiklerini anlatıyor.
Yaratıcı ekip, hikâyeyi Viktorya döneminin sınırları içinde tutmak yerine bugünün izleyicisine yaklaştırmayı seçmiş. Rochester’ın scooterla sahneye çıkması ve bazı sözlerini hip-hop ritmiyle söylemesi bu yaklaşımın en çarpıcı örneklerinden. Rochester’ın köpeği Pilot da bir oyuncunun beden dili ve hareketleriyle canlandırılıyor. St. John’un katı tutumunun ardındaki insani kırılganlıklar öne çıkarılırken Rochester’ın sert yönleri daha yumuşak bir yorumla sunuluyor.

Jane’i canlandıran Guo Yaorong ise karakterin yalnızca kararlı değil, korkuları ve tereddütleri olan bir kadın olduğunu vurguluyor. Oyuncuya göre Jane’in hikâyesi, hangi koşullarda yaşarsa yaşasın insanın ilkelerine bağlı kalmasının ve kendi yolunu seçmesinin önemini hatırlatıyor.
Çin’de öğrenciler için hazırlanan zorunlu okuma listesinde de yer alan Jane Eyre, bu yorumda tarihsel bir aşk hikâyesinden fazlasına dönüşüyor. Müzikalin temel mesajı, başkarakterin ağzından dile getiriliyor: “Başkalarının beni tanımlamasına ihtiyacım yok. Ben kendim olacağım.”
