Çin’de Milli Bayram tatili, turizmde değişen alışkanlıkları da gözler önüne serdi. Tarihî yapıları ziyaret etmek ve ünlü turistik noktaları görmekle yetinmeyen gezginler, yerel halkın yaşamına katılabilecekleri, geleneksel sanatları öğrenebilecekleri ve kültürel mirası yakından deneyimleyebilecekleri programlara yöneldi. Ülkenin farklı bölgelerinde düzenlenen etkinlikler, kültürün turizmde giderek daha belirleyici bir rol üstlendiğini ortaya koydu.
Bu yıl Milli Bayram ile Güz Ortası Bayramı’nın birbirine yakın tarihlere denk gelmesi de seyahat hareketliliğini artırdı. Çevrim içi seyahat platformu Ctrip’in verilerine göre her on yolcudan biri, üç gün izin alarak iki tatili birleştirdi ve toplam 13 günlük bir tatil planladı. Uzun tatil yapanların yaklaşık yarısı sekiz günden fazla seyahat etti. Böylece daha az bilinen bölgeler ve kültürel etkinlikler de ziyaretçilerin rotasına girdi.
Büyük Kanal’da kültürle iç içe bir yolculuk
Shandong eyaletinin Jining kentinde 1 Ekim’de sefere başlayan Konfüçyüs adlı yolcu gemisi, bu eğilimin örneklerinden biri oldu. Dünyanın en eski yapay su yolu sistemlerinden Büyük Kanal üzerinde Nanyang antik kentine doğru ilerleyen gemi, iki saati aşkın yolculuğu tarih ve kültürle buluşturuyor.
Gemi kabinlerinde, geleneksel Konfüçyüsçü eğitimde temel kabul edilen Altı Sanat’tan esinlenen metin ve süslemeler bulunuyor. Yolculuk paketinde tarihî mekân ziyaretlerinin yanı sıra geleneksel balıkçı düğünü töreni ve karabataklarla balıkçılık gösterileri de yer alıyor. Böylece ziyaretçiler yalnızca bir tekne turuna katılmıyor, bölgenin kültürel geçmişiyle de tanışıyor.
Hasat şenliklerinden edebiyat rotalarına
Yunnan eyaletindeki Cangyuan Wa Özerk İlçesi’nde ziyaretçiler, Wa halkının yeni pirinç kutlamalarında hasat edilen pirincin dövülerek hazırlanmasına katıldı. Yerel kültürü doğrudan deneyimlemeye dayanan bu etkinlikler, turizmde seyretmenin yanı sıra katılımın da önem kazandığını gösterdi.
Chongqing’e bağlı Hong’an beldesinde ise yazar Shen Congwen’in Sınır Kasabası romanından ve yörenin kültüründen esinlenen programlar ilgi gördü. Yerel mutfak, halk gelenekleri ve gece etkinliklerini bir araya getiren belde, tatilin ilk iki gününde 190 bin ziyaret ağırladı.
Shandong’da yedi kent, popüler çevrim içi edebiyat eserlerinin dünyasını tarihî yapılar ve doğal güzelliklerle birleştiren rotalar oluşturdu. Özellikle genç okurları hedefleyen bu yaklaşım, kurmaca hikâyeleri gerçek mekânlarda keşfetme fırsatı sunuyor.
Tarihî mirasa ilgi sürüyor
Kültür turizmindeki hareketlilik, Çin’in yakın tarihine ilişkin ziyaret noktalarına da yansıdı. Jiangxi eyaletinin Yudu ilçesinde bulunan Kızıl Ordu’nun Uzun Yürüyüşü Başlangıç Noktası Anıt Parkı’nın tatil boyunca yaklaşık 300 bin ziyaret alması bekleniyordu. Bu tür alanlar, tarihî olayları yerinde öğrenmek isteyen gezi gruplarının rotasında yer aldı.
Yabancı turistler de deneyim odaklı gezilere yöneliyor
Yurt dışından gelen ziyaretçiler arasında da benzer bir eğilim görülüyor. Seramik üretimiyle tanınan Jingdezhen’de atölye çalışmaları, zanaat pazarları ve geleneksel üretim tekniklerini öğrenmeye yönelik programlar öne çıkıyor. Pekin’de ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Merkez Ekseni boyunca düzenlenen rehberli bisiklet turları, ziyaretçilere kenti farklı bir açıdan tanıma imkânı sunuyor.
Ctrip verilerine göre Milli Bayram ve Güz Ortası Bayramı döneminde Çin’e gelen yabancı ziyaretçilerin günübirlik tur rezervasyonları geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 400’ün üzerinde arttı. Turistik nokta giriş bileti satışları yüzde 220’den, tren bileti satışları ise yüzde 170’ten fazla yükseldi.
Turizm uzmanlarına göre bu dönüşüm, yalnızca bilet satmaya dayanan gezi modelinden, ziyaretçilerin yerel kültürle temas kurduğu deneyimlere doğru bir geçişe işaret ediyor. Seramik atölyesinden hasat kutlamasına, edebiyat rotasından tarihî su yollarına uzanan çeşitlilik, Çin’in kültürel mirasının turizmde yeni biçimlerde değerlendirildiğini gösteriyor.